• Nombre de visites :
  • 1596
  • 4/1/2010
  • Date :

HÜSEYİN"İN (A.S) VASİYETİ

imam hüseyin

  Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Hüseyin b. Ali b. Ebu Ta-lib'in, İbn Hanefiye olarak tanınan kardeşi Muhammed'e vasiyetidir. Hüseyin şehadet ediyor ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed (s.a.a) O'nun kulu ve elçisidir; hakkı (İslâm'ı) Hak (Allah) tarafından getirmiştir. Cennet ve cehennem haktır ve kıyamet günü vuku bulacaktır. Onun vuku bulmasında hiçbir şüphe yoktur ve Allah, kabirlerdekileri diriltecektir. Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için -Medine'den- çıkmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği buyurmak, kötülükten sakındırmak, ceddim Resulullah (s.a.a) ve babam Ali b. Ebu Talib'in gidişatı üzere hareket etmek için kıyam ettim. Öyleyse her kim hakkı kabulle beni kabul edecek olsa, şüphesiz ki Allah hakka daha evladır; kim de bunu bana geri çevirecek olsa, Allah benimle bu kavim arasında hakla hükmedene kadar sabrederim. O'dur hükmedenlerin en hayırlısı. Kardeşim! İşte bu, benim sana olan vasiyetimdir. Başarım ancak Allah'tandır; O'na tevekkül ediyorum ve dönüşüm de O'nadır.[1]

  Hüseyin (a.s) sonra mektubu sararak yüzüğüyle mühürledi ve kardeşi Muhammed'e verdi. Sonra da onunla vedalaşarak gecenin karanlığında Medine'den ayrıldı.[2]

İmam Hüseyin'in (as) Irak'a Hareketi

İmam Hüseyin'in (a.s) Konuşması

  Musiru'l-Ahzan kitabında şöyle geçer: İmam Hüseyin (a.s) Abdullah b. Ömer'le konuştuktan sonra ayağa kalkıp şöyle buyurdu:

Hamd Allah'adır. Allah neyi dilerse o olur. Kuvvet ve kudret ancak Allah'tandır.

  Gerdanlığın genç kızların boyunlarında iz etmesi gibi, ölüm de Ademoğulları için yazılmıştır. Yakub'un Yusuf'a olan özlemi kadar ben de, benden öncekilere kavuşmayı ne de özlemişim! Bana, varacağım bir katligâh tayin edilmiştir. Öyle ki, o ıssız çöllerin yırtıcı kurt ve hayvanlarının, Nevavis ve Kerbela arasında benim azalarımı parçaladıklarını, aç karın ve boş dağarcıklarını benim bedenimle doldurduklarını adeta görüyorum! Allah'ın kaza kalemiyle yazılmış olan böyle bir günden kurtuluş yoktur. Allah'ın razı olduğu şeye biz Ehlibeyt de razıyız. O'nun bela ve imtihanı karşısında sabrediyoruz. O, sabredenlerin sevabını bize tamamıyla verecektir. Resulullah'ın (s.a.a) bedeninin parçası olan evlatları, ondan hiçbir zaman ayrı düşmeyeceklerdir. Cennette de onun yanında olacaklardır. Peygamber'in (s.a.a) gözü onları görmekle aydınlanacak ve onlar hakkındaki vaadi de gerçekleşecektir.

imam hüseyin

  Şimdi kim bizim uğrumuzda canını vermeye ve Allah'ı mülakat etmeye kendini hazırlamışsa, bizimle birlikte göçsün! Ben Allah'ın izniyle sabahleyin buradan göçeceğim.[3]

  Şuna dikkat edilmesi gerekir ki, biz bu konuşmaları naklederken onların ne zaman ve nerede nakledildiklerini incelemek ve bu incelemeden elde ettiğimiz sonuç üzerine onları düzenlemek istemiyoruz. Bu araştırmadan amacımız, İmam Hüseyin (a.s) ve döne-mindeki kişiler açısından o hazretin şehadeti hakkında açık ve gerçek bir görüntü sergilemek ve böylece İmam Hüseyin'in (a.s) şehadetinin felsefesini ve onun etkilerini tanıyabilmektir. İşte bu bağlamda, aktardığımız bu konuşmalar ve olaylar, kanaatimizce yeterlidir.


  [1]- Biz, Allame Meclisî'nin Biharu'l-Envar (c.44, s.329) kitabındaki rivayetini göz önünde bulundurarak Muhammed b. Ebu Talib-i Musevî'nin ibaretini seçtik.

   [2]- el-Futuh, İbn A'sem, c.5, s.34. Maktel-i Harezmî, c.1, s.188. "Ceddim Resulullah ve babam Ali'nin gidişatıyla" cümlesinden sonra tahrif edilerek, "Ve hidayet edici hulefa-i raşidinin gidişatıyla r.a" cümlesi de eklenmiştir. Oysa "raşidin" kelimesi, Ümeyyeoğulları'nın hilâfetinin son dönemlerinde, ilk halifeler hakkında kullanılan bir tabirdir. Bu kelimenin o tarihten önce kullanıldığına dair bir kaynak yoktur. Ayrıca, "hulefa-i raşidin"den maksat, Resulullah'-tan (s.a.a) sonra peşpeşe hilâfet makamında oturan kimselerdir ve onlardan biri de Emirü'l-Müminin Ali'dir (a.s). Halbuki "raşidin" sözcüğünün İmam Ali'nin (a.s) adına atfedilmesi doğru değildir. Bütün bunlar, bu cümlelerin İmam Hüseyin'in (a.s) buyruklarına eklendiğini göstermektedir.

  [3]- Musiru'l-Ahzan, s.29; el-Luhuf'ta (s. 23'te) ise şöyle geçer: İmam Hüseyin (a.s) bu hutbeyi Mekke'den çıkmak istediği zaman okudu.

İmam Hüseyin (as)'ın Hutbesi

KERBELA BİR MEKTEPTİR

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)